Boşluk

Görsel

Gelip yanımdaki koltuğa kendini yüksekten bırakır gibi atarak oturdu. Deri koltuğun içinde hava boşluğu kalmışta oturunca havası boşalmış gibi poff sesi duyuldu. Kendini pek kötü hissedeceğe benzemiyordu ama yine de dönüp yüzüne bakmadım benim yerime ön koltukta oturanlar dönüp dik dik bakmışlardı, ben yüzüme gara dönmüş boşluğa bakınmaya devam ediyordum.

Sürekli kımıldayıp yerleşmeye çalışıyordu ve bu çalışmalar sırasında elbette sürekli koluma, omzuma çarpıyordu en sonunda da eteğimin üzerine oturdu. Yine dönüp bakmadım küçük bir çocuk gibi ilgimi çekmek için didiniyor gibiydi.  Şu geçen kısa sürede çocuk desem çocuk değil yetişkin desem biraz eksik kalır gibiydi. Yavaş yavaş tren harekete başlamıştı, artık dışarıya bakma iştahım daha da artmıştı, göreceklerime ilişkin heyecanlıydım.  Bir anda çok yakınımda bana doğru bir eli kağıt parçası uzattı, ağır ağır başımı bana uzanan ele doğru çevirdim. Kaçınılmazdı artık göz göze gelmiştik, benimkinin aksine kalın, sert tüylü kaşları ve kirpikleri gözlerini saklıyordu ama gözlerinin altında halkalar açıkça ortadaydı uykusuz ve yorgun görünen bir kadındı. Gözlerinde uzun kalmadım başımı eğip bana uzattığı kağıda gözlerimi çevirdim, “merhaba” yazıyordu istem dışı gülümsedim ve “merhaba” dedim.

Bir başka kart hızlıca geldi arkasından,” konuşamıyorum o yüzden bu şekilde anlaşacağız” yazıyordu. “Anlaşacağız” bir süre bunu düşündüm, iletişim kurmamız şart değil demek dudağım arasına kadar geldi, ama diyemedim. Peki anlamında başımı salladım, sonra büyük bir kahkaha attı biraz afallayarak baktım yüzüne hızlıca bir şeyler yazdı kağıda “sen konuşabilirsin duyabiliyorum” yazdı. Yine gülümsedim, ne soracağımı ya da ne konuşacağımı bilmiyordum gerçi bunu düşünmeme de pek gerek kalmayacak gibi görünüyordu yeni konu açmakta mahareti görülmeye değerdi. Uzun uzun hiç üşenmeden yazarak hırıltı sesler çıkarıp elini kollarını sallayarak  geldiği kenti yazdı anlattı, İstanbul’u çok sevmediğinden bahsetti. Bütün dikkatimi vererek dinlemiyordum doğrusu, bir süre bir holdingde çaycılık yaptığından bahsetti. Biraz üstünü başını incelediğimde çaycılık yapacak birisi gibi görünmüyordu, sonra böyle düşündüğüm için hafif utandım,  çok geçmeden çocuk bakıcılığı yaptığını yazmaya başlamıştı.   Yolculuğumuz daha başlarındaydı,  ama ne çok şey öğrenmeye başlamıştım hakkında, yerinde duramayarak yazıyor anlatıyordu meraklı gözler bizi takipteydi. Bazıları aleni dönerek bakıyor bazıları ise kulak kesiliyordu kimsenin konuşmalarımızdan bir şey anlayabildiği yoktu. Çay servisi başladı, çay içer misiniz diye sorulunca bir espri patlatmasını bekliyordum öyle olmadı sakince boş gözlerle yüzüme baktı. Servis elemanından 2 çay istedim, bakıcılık yaparken ailenin yanında kaldığını anlatıyordu nasıl kadın ve adam sürekli bilgisayar başında çalışıyorlarmış hatta yatağa bile el kadar aletlerle gidiyorlarmış nasıl evlilikmiş anlamamış, çocuk ile mesafeli bir ilişki kurduklarını ağladığında bile kucaklarına almadıklarını anlattı çok çalışıyorlar çok derken, bir çay geldi. İki çay istemiştik sesim tren düdüğünün arasında sıkıştı kaldı…

Bir yandan çayımı yudumluyordum bir yandan yazdıklarını okumaya yetişmeye çalışıyordum tam soracak gibi oluyordum hop cevabı geliyordu beni de zahmetten kurtarıyordu, ama yine de aklım biraz camın dışındaydı. Öyle ya bu yolculuğa niye çıkmıştım? Neden sonra kendi çocukluğunu anlatmaya başladı beş yaşlarında geçirdiği havale sonrası sesi duyulmaz olmuş, el bebek gül bebek büyütülürken nasıl ikinci bir kardeşin geldiğini ona nasıl oyuncağı gibi davrandığını anlatıyordu. “Bir kere kucağıma aldım porselen gibiydi ağar gelmişti bana kollarım titremeye başladı düşüreceğimi anlayan annem ellerimin arasından çekti aldı, sert davranışına karşılık ne bir söz bir göz değdi üzerime. “ dediğinde gözümün önüne geldi asıl porselenin kendisi olduğu.  Çocukluk geride kalırken ergenlik başka sıkıntıları yanında getirmiş, “ diğerlerinden farklıydım yüzüme vurulmakta kimse imtina etmiyordu, bende farklı olduğuma kendimi ikna etmiştim bunun ne önemi var diyemedim işaret dilini öğrenmedim konuşamayanlar diğerleriydi öyle olmak istemiyordum ama ben kimdim? ” Gözlerimden bulutlar geçiyordu, bazen cama dönüyor yola bakmaya çalışıyordum konuyu değiştirmek için kaçıncı tünelden geçiyoruz diye soruyordum uzun zamandır görmediğim kadar yeşil görüyordum solumdan akıyordu hepsi. Sayfaları arasında boş sayfa arıyordu hararetle yine koluma çarpıyordu umarsızdı bu konuda sanki bilerek yapıyor gibi bir his de bırakıyordu kompartımanın kapısı açıldı “bilet kontrol” hah şimdi sıra bendeydi kıpırdanma vaktiydi her zaman olduğu gibi bileti nereye koyduğumu hatırlamıyordum çantaları zorlayacaktım. Görevli bize yaklaşırken parmak uçlarım yakalamak üzereydi, sürekli kıpırdanan kadın şimdi sakince oturuyordu. Biletimi görevliye uzattım sert delgeç sesi tek sefer duyuldu, yanımızdan esip geçti görevli diğere biletleri kesmek için. Biletini göstermedin diye sormadım belki indirimli kartlardan filan yararlanıyordur diye düşündüm.

Uzun ağaçların gölgelerinden dağların eteklerinden geçiyorduk, sessizliği yeniden hırıltı sesiyle bozdu bıkıp usanmadan yine koltukların arasından ya da koridordan başları düşecekmiş gibi dönüp bakanlarla çok da ilgilenmiyordu. Nerede ineceğimi sordu “son durakta” dedim. İndikten sonra nereye gideceğimi merak ediyordu bir kere de yazmak yerine kesik kesik cümleler halinde soruyordu bende aynı şekilde cevap veriyorum. Belki vazgeçer düşüncesi ile böyle yapıyordum ama rahatsız olsa da yılmıyordu. Sorusunu yineledi “e peki inince”, “başka bir terene binip geri döneceğim” dedim.  Merakı şaşkın gözlerinden okunuyordu hafif gülümseyerek delisin sanırım diyebildi deyilim sanırım cevabı ile başka bir sorunun yolunu kapattım.

Güneşin batışını bir görüyorduk bir kaçıyordu, bizden elimle cama dokundum gördüğüm anlarda elime dokunmasını istedim. Kısa koridoru arşınlayarak bacaklarını açmaya çalışanlar koridorda sıkışarak birbirlerine yol veriyorlardı. Demiryolunun biraz hasarlı olduğunu çok geçmeden bir koridor kazası üzerimize gelerek anladık, sarsılan birisi  koltuğunun üzerine düşerken biraz dikkatli olun bayım sesime dudakları bıyıklarının arasında görülmeyen tok sesli adamdan  kusura bakmayın inceliğini duyduk o  ise sadece  kayıtsız kalmıştı. “Uzak şehirlerdeki bütün okulları tercih listeme yazdım kardeşimden, anne babamdan çok uzağa gitmek istedim, artık biliyordum ben hasarlı bir çocuktum beni beğenmediler ve yenisini yaptılar. Bu belki kardeşimin hatası değildi ama büyüdükçe kardeşim olmayı seçmemişti”  anlattıkça hüzünleniyor hüzünlendikçe aslında rahatlıyordu bende de karışık duygular bırakıyordu. Gittiği küçük şehirde okul bitmeden evlenmesi, adamın bir süre sonra usulca vedası, anne ve babası ile kopan bağların ölüm haberleri ile bir daha bağlanamayacağı ama yeniden şehrine dönüşün başlangıcı olmasını okudum. Gece yarısı trenden inecektik farkındaydı tekrar sordu “kaç treni ile döneceksin” camdan göremediğim dışarıdan gözlerimi ayırıp başımı ona çevirdim gülümsedim “bir sonraki ile”. Başımı koltuğa dayadım gözlerimi kapadım, sonra hafifçe omzumda bir ağırlık hissettim bir de onun kokusunu daha yakın duydum gözlerimi açmadım. Ağır başının gittikçe hafiflediğini hissettim, benimde kirpiklerim titreyerek birbirlerine bağlanmıştı biraz uyumanın zararı olmazdı.  Ne kadar böyle gittik bilmiyorum düdük sesi ile uyandım hemen saate baktım topu topu 15dk sonra inecektim. Biraz gerinip kollarımı açtım yanımda yoktu tuvalete gittiğini düşünüp bekledim gara giriyorduk artık hala görünürde yoktu, biraz endişe ile ön koltukta yol boyu gözetleyen adamın omzuna dokundum uyanmayı reddedince mecbur dudaklarını göremediğim bıyıklı adama doğru yürüdüm  gözlerine bakıp “yanımda oturan kadını gördünüz mü”, gözleri içimden geçip gitti “ne konuştuğunuzu anlamıyorum”  diyebildi.

Reklamlar
Boşluk

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s