SIÇRAMA DENEYİMİ

Diğer evlerin içini seyretmeyi severim, hele de kış günleri akşamın erken inmeye cesaret gösterdiği günlerde.  İnce tül perdelerin geçirgenliğinde, ışıklar açılınca evler hepten davetkâr olur. Kiminde salonu izlerim; televizyon açıktır, önünde 2 çocuktan biri zıp zıp zıplar. Kadın yerinden kalkar, odadan çıkar, sonra birden balkon ışığı yanar, hemen ardından kapanır, hızlıca mutfağın ışığı yanıverir. Yan yana yaparlar şu elektrik düğmelerini; ilk seferde mutfak ışığını tutturmak hep biraz zor olur.

Aydınlanınca mutfak, kadının ocağın başına geçtiğini görebildim.Tencere kapağının açılması ile birlikte buhar bulutu camlara asıldı, kısacık da olsa ne yaptığını göremiyorum şimdi. Balkon kapısı açılınca ışıkla birlikte buhar da süzüldü aralık kapıdan, cam yeniden parça parça görünür oldu. Önce kadın mutfağın içinde bir buzdolabını açtı, sonra pencerede son kalan buğu parçası da uçtu gitti, buzdolabından aldığı bir kavanoz ile ocağa gitti. Ne olurdu ki şunların hepsini birden çıkarsa? Işık söndü yeniden salona döndü kadın, zıplayan çocuk oturmuş, televizyona bakakalmışlar, yerler mi bilemem ama önlerine bir meyve tabağı bırakıldı…

Bütün odalarının ışıkları yanan evin camını gözlemeye başlıyorum, neredeyse her odada bir insan var. Bu kadar kalabalık bir ev hanesi olduğunu daha önce fark etmemişim. Odalar arasında bir koşuşturmaca var, belli ki ya misafir geldi ya da gidilecek. Bir odanın ışığı söndü, aynanın önünde rujunu süren genç kadın salona geçti, bir yaşlı erkek ayağa kalktı ve kıza doğru yürüdü. Bu takibin en zor tarafı çoğunlukla durdurulamaz bir istekle konuşulanları duyma isteği. Bazen dudaklarını okuyabiliyormuşum gibi hissediyorum; sanki genç kadın ile yaşlı erkek ne konuştular anladım.

-Rujun fazla olmuş, git çıkar onu.

Kadın hiç konuşmadı, arkasını dönüp koridorda uzaklaştı ve yeniden odanın ışığı yandı, genç kadın odaya girdi, hızlıca bir pamuk aldı. Hah bildim işte, rujunu siliyor.

Seslendirmeye son veriyorum, aslında hiç ses çıkarmıyorum.

Gözlerimi açıyorum, kendi tüllerimin arkasından görünen dışarıya bakıyorum, yağmurun cama düşen sesini dinliyorum ama havanın kasveti yorganı ayaklarım ile itiştirip yataktan kalkmama engel oluyor, halbuki yeni tanışacağım evler için sabırsızdım.

Bir saat daha uyumuşum.Hava yorgan gibi ağır ama artık kalkmam lazım, önce biraz yatakta doğruluyorum. Kaslarım ağrıyor; havadan mı, hissedebiliyor muyum? Öylece oturuyorum, dışarıya bakmaya devam ediyorum. Bir kedim olsaydı belki bir amaçla uyanmamı sağlardı, ama kedi istemez ki evde.

Sandalyeyi çekip bırakıyorum bütün ağrılığımı üzerine. Mutfak masasında erken kalkmama göre ayarlanmış bir kahvaltı, sıcakken güzel olabilecek ama şimdi kurumuş birkaç dilim ekmek ve beklemekten çökmüş bir bardak çay. Pencerenin kulpuna takılan perdenin bıraktığı aralıktan dışarıya bakıyorum, hemen yan daire görünüyor. Eskiden camından sohbet ettiğim komşum Nesrin otururdu o camın ardında. Evin içinde sigara içemez cama kaçardı içmeye, derin derin nefes alır özlemle içine çekerdi dumanı, üstelik günde iki kere değil neredeyse günün yarısı o camda geçerdi. Ben de az da olsa laflamak olsun diye bazen hiç işim yokken mutfakta işlenirdim. Hiçbir şey söylemeden taşındı. Onu haklı bulsam da taşınmasının hemen ardından üzüldüğümü anladım, hiç kötü söz söylememiştik, üzmemiştik birbirimizi. Kırmızı boyalı tırnaklarının elini havada şöyle bir sallar ‘duman yüzüne yüzüne geliyor, ben o dairede olmalıydım’ derdi; bunu her seferinde derdi, kıkırdardık. Bazen kötülük olmadan da mesafeler açılabiliyor işte; kızmıştı bana, yüzüme haykıracak gibi olsa da üzüntüsünden hiç söyleyemedi. Birkaç ay boş kaldı ev, gelen gezen çok oldu, seslerini duyuyordum, konuşulanları da.  Bazılarına sinirlenip laf yetiştiriyordum, duymuyorlardı biliyorum ama olsun, pencereyi açıp ‘bu daireyi tutmayın çünkü komşunuz bir…’ diye bağırmak istiyordum.

Birkaç ay önce sakin bir çift taşındı; yeni evlilermiş ama uzun yıllardır birliktelermiş. Yoo, uzun cam sohbetlerinden bilmiyorum bunu, bazen bahçede beni gören apartman görevlisi Mesut Bey’den biliyorum, kim bilir onlara da neler anlatmıştır benim hakkımda, ama artık hiç ilgilenmiyorum. Soğuk çayımı yudumlarken zeytin çekirdeklerimi sayıyorum, bunu yapmayı seviyorum, her kahvaltıda kaç zeytin yediğimin ne önemi var bilmiyorum ama yine de çetelesini tutmak hoşuma gidiyor. Yeni komşum odanın ya da salonun içinde gezinerek telefonda konuşuyordu, içeriyi görmüyordum ama duyuyordum ve hayal edebiliyordum, ses uzaklaşınca önüne bir mobilya çıktı diye düşünüyordum. Eskiden ne çok mobilya vardı bizim evin içinde, şimdi kurtulduğum için mutluyum, bu boşluk hoşuma gidiyor, önüme aşılması zor hiçbir engel çıkmıyor. Önce biraz yardımla 12 kişilik masadan kurtuldum. Hiç aynı anda 12 kişi gelmemişti eve, masa neden vardı? Neyse ki bir gece yarısı parçalanarak bıraktı bizi, ama üzerindeki sürahiye üzülmüştüm. Masayı salondaki büyük ayna takip etti. Zaten sinsi sinsi sürekli bana bakıyordu, bir deprem olsa tepemize inecek diye korkuyordum. Tepemize inmedi, ama indi. Sonra bekarlık günlerimden kalma bir sürü anı tuz buz oldu. Anılarımı bırakmak istemedim, peşlerinden gitmek, onları yeniden yakalayıp sahip çıkmak bir anlık karardı. Karanlık uzuyordu ayaklarımın dibinde… uzun bir yol gibi görünmüyordu ama başımı göğe kaldırıp parıldayan yıldızları görünce o an kendi yıldızımı bulmalıyım diye düşündüm. Küçük bir sıçrama deneyimi belki de tek ihtiyacım olandı. Hafifledim, bir yaprak gibi süzülüyordum boşlukta.

Artık hareketsiz bedenim anılarımdan daha ağır, sürekli beni delen sözlerinden daha ağırım, şimdi ayaklarımı yerde sürürken bana dolanan kollarından daha ağırım.

Reklamlar
SIÇRAMA DENEYİMİ

SIÇRAMA DENEYİMİ” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s